Adana’nın yazı meşhur. Temmuz ve ağustosta gündüz sokağa çıkmak başlı başına mesele. Şehir buna göre bir yemek düzeni kurmuş.
Öğle sıcağında: bici bici
Buzdolabı yokken Toroslar’dan kar getirilip buzhanelerde saklanırmış. Bici bicinin kökeni buraya dayanıyor.
Nişasta muhallebisinin üzerine rendelenmiş buz, en üste gül şerbeti. Porsiyon küçük, ağır değil, anında serinletiyor.
Soğuk yenen yemekler
Batırık yazın işi. İnce bulgur domates ve salatalıkla yoğruluyor, soğuk servis ediliyor, marul yaprağına sarılıp yeniyor.
Bostana ve cacık da aynı mantıkta. Nar ekşisi ve yoğurt sıcakta iyi geliyor.
Batırık
İnce bulgur, domates ve fıstıkla yoğrulan, avuçta şekil verilen yaz lezzeti.
11.00 – 23.00Bostana
Nar ekşili, ince kıyım yaz salatası — ezmenin acısız kardeşi.
11.00 – 23.00Cacık
Yoğurt, salatalık ve nane: sofranın serinleticisi.
İçecekler
Şalgam yazın da içiliyor, tuzlu olduğu için terle kaybedileni karşıladığı söyleniyor. Ayran zaten her sofrada.
Akşam üstü muzlu süt yaygın bir alışkanlık. Pastanelerde cam sürahilerde soğutulup bardakla satılıyor.
07.00 – 24.00Şalgam Suyu
Siyah havuç, bulgur ve tuzla fermente edilen, kebabın ayrılmaz yoldaşı.
Muzlu Süt
Pastane vitrinlerinde sürahide bekleyen, Adana'ya özgü tatlı içecek alışkanlığı.
Kebabı akşama bırakın
Yazın öğlen kebap yemek iyi fikir değil, ağır geliyor. Şehir de zaten akşamı bekliyor: sıcak kırıldıktan sonra, dokuz sularında ocaklar doluyor.
